FETHİYE EVRADI

FETHİYE EVRADI


Bismillahirrahmanirrahim.

La ilahe illallah ve La Havle ve La Kuvvete İlla Billah.

(Allahu Teala Hazretlerinin tevfiki olmaksızın isyandan yüz çevirmek, ibadet ve taatte sebat ve karar etmek yoktur.)
La havle ve la kuvvete illa billah, 99 derde devadır.
Bir hadisi şerifte, Resülullah (Allah’ın Selamı Üzerine Olsun) Efendimiz Hazretleri, Ebu Musa Eşari Radıyallahu Anha hitaben:
— La havle ve la kuvvete illa billahı sık sık tekrar et. O, cennet hazinelerinden bir hazinedir, buyurmuşlardır.
Bir diğer hadisi şerifte de:
— La havle ve la kuvvete İlla billah, cennet kapılarından bir kapıdır, buyrulmuştur.
Yine buyurulmuştur ki, o cennet fidanıdır. Unutmamalıdır ki bu kelime i Şerifin, güç işlerin kolaylaşmasında, ağır işlerin çabuklaşmasında ve hafifleşmesinde, fakrü zarurette büyük tesiri vardır.
Allahu Teala arştan sonra, arşı götüren melekleri yarattı. O melekler:
— Bizi niçin yarattın? diye sordular. Cenabı Bari buyurdu ki,
— Arşı götürmeniz için. Melekler tekrar sordular:
— Ya Rab! Arşı götürmeğe kimin kuvveti yeter? Halbuki, senin azamet ve Celalin, arşın üzerindedir.
Hazreti Bari buyurdu ki:
— La havle ve la kuvvete İlla billah deyiniz, kaldırırsınız.
Melekler: La havle ve la kuvvete illa billah dediler ve arşı kaldırdılar.
Bir hadisi şerifte de:
— Her kim, günde 100 kerre La havle ve la kuvvete illa billah derse, O kimseye fakirlik erişmez, buyrulmuştur.

La ilahe illallahu ve la nabudü illa iyyahu
(Mabudu bil hak yoktur, yani başka gerçek ilah yoktur. Allahu Teala dan gayriye ibadet etmeyiz, illa Allahu Tealaya ibadet ederiz.)

La ilahe illallahu hakkan hakka
(Doğru ve haklı bildiğim için La ilahe illallah derim).

La ilahe illallahu iymanen ve sıdkan
(La ilahe illallah kelimesini iman ve tasdik ettiğim ve sadık olduğum için söylerim.)

La ilahe illallahu taabbüden ve rikkan
(La ilahe illallah kelimesini ibadet ve kulluk olduğu için söylerim.)

La ilahe illallah talattufen ve rifkan
(La ilahe illallah kelimesini, Hak Sübhanehu ve Teala bana dostluk ve iyilik ettiği için söylerim.)
İmamı Caferi Sadık Radıyallahu Anh hazretleri buyurmuşlardır ki:
"İlahi! Lütfettin ve dostluk gösterdin müminlere ki, dostlarındır. Düşmanların olan kafirlere de dostluk gösterseydin inkar edemezlerdi, senin birliğini kabul ederlerdi."

La ilahe illallahu kable külli şeyin
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ve her şeyden öncedir. Ondan başka evvel yoktur.)

La ilahe illallahu bade külli şeyin
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır. Ondan sonra hiç bir şey yoktur, her şeyin sonu Odur. Bütün eşya fani olduktan sonra, O bakidir.)

La ilahe illallahu yebka rabbüna ve yefna ve yemütü külli şeyin
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır. Bizim Rabbimiz, her şey fani olup gittikten sonra yine de bakidir.)

La ilahe illallahül melikül hakkül mübiyn
(Mabudu bil Hak yoktur, illa Allahu Sübhanehu ve Teala vardır ki, padişahtır, padişahlığa layıktır, istihkakı padişahlığı ile zahirdir.)

La ilahe illallahül melikul hakkül yakiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, padişahlığa layıktır, padişahlığı hakkel yakiyn zahir olmuştur).

La ilahe illallahül Aliyyül Aziym
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır, ulflhiyyette ortağı ve benzeri yoktur. Öylesine yüce ve uludur ki, ona nisbetle her şey hakîrdir).

La ilahe illallahül Hakimül Kerim
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, hikmet ve cömertlik sahibidir.)

La ilahe illallahü rabbüs semavatis sebi ve rabbül arşil azim
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, yedi kat göklerin O, büyük arşın sahibi ve malikidir.)

La ilahe illallahü ekremül ekremiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, kerim olanların hepsinden daha kerimdir. Kerem bakımından hepsinden üstündür.)

La ilahe illallahü Erhamer Rahimiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, Onun rahmeti, rahmet edicilerin rahmetinden ziyadedir.)
Sahihi Müstedrik’te belirtildiğine göre, Peygamber Efendimiz (Allah’ın Selamı Üzerine Olsun) buyurmuştur ki:
- Allahü Teala, bir meleğini Ya Erhamer Rahimin diyen kullarına vekil
tayin buyurmuştur. Bir kimse ne zaman Ya Erhamer Rahimiyn derse, o melek kendisine hemen cevap verir:
“Erhamer Rahimiyn sana yüz tuttu. Şimdi isteyeceğini iste” der.

La ilahe illallahü habibüt tevvabin
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, tövbe edenleri sevicidir.)
Nitekim, Kuranı Kerimde: "Allahu Teala, tövbe edenleri sever" buyurulmuştur. (Bakara, 222)
Bir hadisi kudside denmiştir ki:
— Benim zikir ehlim, meclisimde bulunanlardır. Benim taat ehlim, keramet ehlimdir. Ben günah ehlimi de umutsuz ve üzgün bırakmam. Tövbe
ederlerse, onların da sevgilisiyim. Eğer tövbe etmezlerse, onların tabibi olurum. Onları belalar ile müptela ederim ve ayıplarından pak eylerim.

La ilahe illallahü Rahimül mesakiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, miskinlere rahmet edicidir.)
Hak Tealanın Rahmeti, nimet ve ikramından ibarettir. Haberde varid olmuştur ki, hayatlarını fakirlikle geçirenler kıyamet günü Hak Sübhanehu ve Teala Hazretlerine kavuşurlar. Bir kimsenin, herhangi bir dostunun haklarına riayette kusur ettiği zaman özür dilemesi gibi Hak Celle ve Ala Haz­retleri de bu kullarına nimet ve lütufla söyle buyurur:
Sizler, dünyaya layık değildiniz. Dünya, sizler için hakir bir şey ve az bir mal gibi idi. Bugün, size derecenizin yüksekliğini açıklayacağım. Size ik­ram ve nimetim şu olacaktır: Arafat meydanına bir bakınız. Dünyada iken, sizlere bir lokma ekmek verenleri, size bağışladım. Onun elinden tutup cennete götürünüz.

Laillahe illallahü Hadiyül mudilliyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, azgınlara yol göstericidir.)

La ilahe illallahü Delilül Hairiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, hayret sahiplerine yol göstericidir.)

La ilahe illalahü emanül haifiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, korkanları, korkularından emin kılıcıdır.)

La ilahe illallahü gıyasül müstagisiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, medet isteyenlerin imdadına erişicidir.)

La ilahe illallahü hayrül vasiriyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, yardım edenlerin en değerlisidir.)

La ilahe illallahü hayrül hafiziyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, koruyucuların en değerlisidir.)
Allahu Tealanın hıfzı altında bulunan, bütün afetlerden korunmuş olur. Ona ilişmeye kimsenin mecali kalmaz. Bu sebebledir ki, "Bunların hıfzı, Ona ağırlık ve meşakkat vermez." (Bakara, 255)

La ilahe illallahü hayrül varisiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, varislerin en değerlisidir.)
Hak Teala Hazretlerine şu sebeble varis derler ki, varis bir ölüden kendisine mal kalan kimseye derler. Bütün mal ve mülk sahipleri fani olduğundan, malları ve mülkleri Allahu Tealaya kalsa gerektir. Nitekim Kuranı Kerimde:
"Göklerin ve yerin mirası, Allahu Tealanındır." (Ali İmran, 180) "Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allahu Tealanındır." (Ali imran, 129)

La ilahe illallahü hayrül hakimiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, hakimlerin en değerlisidir, hayırlısıdır.)
Şu bakımdan ki, onun hükümlerinde hata ve yanlışlık bulunmaz. Hak Sübhanehu ve Teala, ahiret gününde iki kimse arasında hükmeder. Onlardan hangisi zalim ise, zulmünü kendisine açıklar. Bununla beraber, mazluma cennette o kadar dereceler verir ki, onu razı eder ve zalimi de kurtarır.

La ilahe illallahü hayrür razıkıyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, bütün rızık verenlerin hayırlısı ve değerlisidir.)
Ondan gayrı herkes, zahiren rızık verendir. Allahu Teala, hakiki rızık vericidir. Haktan gayrı rızık verenlerin hepsi, Allahu Tealanın malından verir. Allahu Zülcelal öyle bir rızık vericidir ki, kafirlerden, fasıklardan bile rızkını esirgemez.


La ilahe illallahü hayrül fatihiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, fatihlerin hayırlısı
ve değerlisidir.)
Kuranı Azimiişşanda:
"Ya Rab! bizimle kavmimiz arasında sen hakla hükmet ki, hükmedicilerin hayırlısısın" ayeti kerimesinde Fatihi iki şekilde tefsir etmişlerdir. Biri­si: Fatih, Fettahtan gelir ki, fatih demek hakim demek olur. ikincisi ise, fatih fetihten gelir ki, müşküllerin fethi manasınadır. Bu taktirde fatih, be­yan ve temyiz edici anlamına gelir. Bir de fatih, açmak manasına gelir ki, en uygunu da budur. Nitekim:
"Ya Fettah! Kalbimizin kapısını aç," derler. Kuranı Kerirnde de Fetih, bu manaya gelmiştir.
"Biz de gök kapılarını açtık" (Kamer 11). Bu manaya göre, Allahu Tea­la Hayrül fatihiyn olarak, saliklere melekut yolunu, ceberut kapısını ve ta­hlil kapısını açar ve Hak Teala Hazretlerinden başka hiçbir fatihin fethi, bu mertebeye kadar yükselemez. Hiç kimse de, Allahu Tealanın fethini değiştiremez. Fetihte, Hak Subhanehu ve Teala kimseye muhtaç değildir amma, herkes fetihte Allaha muhtaçtır,

La ilahe illallahü hayrül gafiriyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, yarlıgayıcıların en hayırlısıdır.)
Günahları yargılamak yalnız Allahu Tealaya mahsustur. Nitekim, Kuranı Azimüşşanda:
"Allahu Tealadan gayrı günahları mağfiret eden kim var?" (Ali imran, 135) Bu ayeti celiledeki soru, hiç kimse günahları yarlıgayamaz, ancak Allahu Teala yarlıgar manasınadır. Nitekim, dualarımızda da:
Fağfirli zünübi feinnehu la yağfirüz zünube illa ente. (Beni yarlıga, senden gayrı kimse günahları yarlıgayamaz) denilmekte­dir.
Bilindiği gibi, günahlar iki kısımdır:
Birincisi: Kul ile Allahu Teala arasında olur.
İkincisi: Kul ile kul arasında olur.
Mağfiret, birinci kısım günahlara mahsustur, ikinci kısım günahların mağ­firetini Allahu Sübhanehu ve Teala, sahibine bırakmıştır. Ona izin vermiş ve kendisini serbest bırakmıştır. Dilerse zalimi bağışlar. Nitekim:
"Düşmanının eza ve cefasına sabreden ve onun günahlarından vazgeçip, intikam almaktan geçen kimsenin bu sabrı ve vazgeçmesi, azmedilecek işlerdendir" (Şura, 43) buyrulmuştur.

La ilahe illaliahü hayrür rahimiyn
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, rahmet edenlerin en hayırlısıdır.
Hakk’ın Rahmeti, ihsan ve nimetten ibarettir.
Hak Sübhanehu ve Teala Hazretlerinin bağışları ve nimetleri, sayılama­yacak kadar çoktur.
Nitekim, Kuranı Kerimde:
"Allahu Tealanın nimetlerini sayayım derseniz, sayamazsınız", buyurulmuştur (Nahi, 18).

La ilahe illallahu vahdehu
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, tektir.)

Ve sadaka vaadehu
(Vaadinde sadıktır.)

Ve nasare abdehu
(Kullarına yardım etti.)

Ve Eazze cündehu
(Kendi askerlerini galip eyledi.)

Ve hezemel ahzabe vahdehu
(Kafirlerin cemaatlerine bozgunluk ve kırgınlık verdi.)
Ahzab, hizbin çoğuludur. Burada kafirler kasdedilmiştir. Bilindiği gibi, Kureyş ve Gatfan kabileleriyle bazı Yahudiler ve Nasraniler, Fahri Alem (Allahın Selamı Üzerine Olsun) Efendimiz ile muharebe için Medinei Münevvereye yöneldiler. Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz, Ashabı Kiram ile müşavere ederek, Medinei Münevverenin etrafına hendek kazdılar. Muhasara bir ay kadar sürdü. Habibi Ekrem (Allahın Selamı Üzerine Olsun) Efen­dimiz, bunlar hakkında şöyle dua ettiler:
"Ey Kitabı indiren, hesabı çabuk olan, kafir taifelerini hezimete uğratan Allahım! Bu kafirleri de bozguna uğrat ve darmadağın et, Allahım!"
Bir gece, Hak Sübhanehu ve Teala, kafirlerin üzerine soğuk bir rüzgar dalgası gönderdi. Çadırları yıkıldı, ateşleri söndü, bütün malzemeleri harap oldu. Mümin saflarından melekler tekbir ettiler. Kafirlerin kalplerine korku düştü, çarpışmadan bozguna uğradılar. Kuranı Azimüşşanda:
“Ey iman edenler! Allahu Tealanın üzerinizdeki nimetini anın... Kureyş, Gatfan, Kurayza ordularının askerleri, size hücum ettiği zaman, üzerlerine kuvvetli bir rüzgar ve meleklerden görmediğiniz askerler göndermiştik" buyrulmakttadır (Ahzab, 9).

Ve la şeye badehu
Ondan sonra hiç bir şey yoktur. Bütün mahlukatın fenasından sonra, baki kalan ancak Odur.)


La ilahe illalahu ehlün nimeti
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki, bütün nimetlerin sahibidir.)

Ve lehül fadlü
(Fadl dahi Onun içindir.)
Burada fadlın manası şudur:
Kullarının bazılarına, dünyada ve ahirette fadl yolu ile muamele eder, adl ile muamele etmez. Ehli sünnet vel cemaatin mezhebi de budur.
Allahu Tealanın, müminlere taatleri karşılığında sevap vermesi, fadlındandır. Kulun ona istihkakı yoktur. Allahu Teala üzerine vacip yoktur, günahlara karşılık ceza verirse, adl yolu iledir.

Ve lehüs senaül hasenü
(En güzel senaya, ancak Allahu Teala müstahaktır. Başkaları değildir.)
Övülen kimsenin övülmesi faziletindendir ki, o fazilet de o kula Allahu Teala tarafından ihsan buyurulmuştur. O halde senaya yalnız Allahu Teala müstahak olur, başkaları olamaz.

La ilahe illallahü adede halkihi
(La ilahe illallah kelimesini, Allahu Tealanın mahlukatı adedince söylerim.)

Ve zinete arşihi
(Onun arşının süsü ve ağırlığı miktarınca.)

Ve ridae nefsihi
(La ilahe illallah kelimesini, Allahu Teala razı oluncaya kadar söylerim.)

Yani, onun rızası kadar söylerim ki, rızası Rahmeti gibi sonsuzdur.


Ve midade kelimatihi
(La ilahe illallah kelimesini, Allahu Tealanın malumatı miktarınca söylerim.)

İbni Melek, Meşarik: şerhinde:
"Midattan murat, denizlerin damlalarıdır" buyurmuştur. Nitekim, Kuranı Kerimde:

"De ki: Rabbim Celle Şanenin ilim ve hikmetine ait sözlerini yazmak için, denizlerin suyu mürekkep olsa, yardımcı olarak bir misli de ona ilave edilse, her halde Rabbimin sözleri tükenmeden, denizler tükenirdi " (Kehf, 109).


La ilahe illallahü sahibül vahdaniyyetil ferdaniyyeti
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır ki. Vahdaniyet ve Ferdaniyet sahibidir.)
Bu iki lafız, aynı manaya gelmektedir. Burada tekrarı desteklemek için­dir. Tekrardan sakınılırsa biri zat ve biri sıfat itibariyle olabilir.


El kadimiyetil ezeliyyeti
(Kıdem, öncelik ve ezeliyet sahibidir. Burada da, biri zat ve biri sıfat itibar olunabilir).


El Ebediyyeti
(Ebediyet sahibidir. Zatı ve sıfatı ebedidir.)
Kadim ve ezeli Odur. Onun vücuduna başlangıç yoktur. Ebedi Odur, Onun vücuduna son yoktur.


Ellezi leyse lehu siddün
(O Allahu Teala ki, Onun için uluhiyet emrinde karşı gelecek zıd yoktur.)


Ve la niddün
(Onun işlerine ve isteklerine muhalefet edebilecek benzeri ve eşiti yoktur.)


Ve la şibhün
(Onun benzeri yoktur. Hiç bir şey sıfatında Ona benzetilemez, zira Hak Sübhanehu ve Teala Hazretlerinin ilim ve kudreti ve diğer sıfatları, kemali ecel ve aladır. Bizim ilmimiz ise, kıttır ve kısırdır.


Ve la şerikün
(Uluhiyette ortağı yoktur.)


Yuhyi ve yümiytü
(O Allahu Teala diriltir ve öldürür.)


Ve hüve hayyün la yemutü
(O Allahu Teala daima diridir, Ona ölüm arız olmaz.)


Biyedihil hayrü
(Bütün hayırlar onun kudret elindedir.)


Ve Hüve ala külli şeyin Kadir
(O Allahu Teala her şey üzerine kadirdir.)


Ve ileyhil masiyr
(Ölümden sonra herkes ona dönecektir.)


Huvel Evvelü
(O Allahu Teala bütün mevcudat üzerinde evveldir ve sabıktır.)


Vel Ahirü
(Mahlukatın fenasından sonra da ahirdir, bakidir.)


Vez Zahirü
(Onun vücudu zahirdir ve aşikardır. Zira, her zerre onun vücuduna en kuvvetli şahit ve en parlak delildir.)


Vel Batınü
(Mahiyeti, gizlenmiş ve örtülmüştür. Zira, zatının hakikati, Kibriya perdesi ile perdelenmiştir.)


Ve hüve bikülli şeyin aliym
(O Allahu Teala aza veya çoğa, olana olmayana, bütün eşyaya alimdir.)


Leyse kemislihi şeyün
(Hiç bir şey, Allahu Tealanın misli değildir.)


Ve hüves semiul basiyr
(O Allahu Teala bütün işitilenleri işitici ve bütün görünenleri görücüdür.)


Hasbinallahü
(O Allahu Teala bütün işlerimizde bize kafidir.)


Ve nimel vekil
(Allahu Teala, en iyi vekildir.)


Nimel Mevla
(Allahu Teala, en iyi Mevladır. Burada mevla, seyyid manasınadır.)


Ve Nimen nasiyr
(Allahu Teala, en iyi yardım edicidir.)


Hasbinallahü ve nimel vekil nimel mevla ve nimen nasiyr
Bu kelimeleri üç kere söylemenin sırrı şudur: Tecrübe ile bilinmiştir ki, bütün güç işlerin kolaylaşmasında bu kelimelerin tekrarlanmasının büyük tesiri vardır.
Rivayet olunur ki, Hazreti İbrahim Salavatullahi Alanebiyyina ve Aleyh, Nemrut ateşe attırdığı zaman: Hasbinallahü ve nimel vekil kelimesini söylemiş, Hak Teala, ona ateşi gül bahçesi eylemiştir. Süneni Ebu Davudda belirtildiğine göre, Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz Hazretleri:
"Her ne zaman sana bir şey üstün gelirse, Hasbinallah venimel vekil de" buyurmuşlardır.


Gufraneke Rabbena
(Ey Kudret ve azamet sahibi Rabbimiz! Senin mağfiretini isteriz.)


Ve ileykel masiyr
(Ölümden sonra dönüşümüz sanadır.)


Allahümme la mania lima ateyte
(Allahım! Senin verdiğin şeye hiç bir mani yoktur. Yani, senin ezelde takdir ederek verdiklerine engel olunamaz.)


Ve la mutiye lima menate
(Senin menettiğin ve vermediğini de verecek yoktur.)


Ve la radde lima kadayle
(Senin kaza ettiğin şeyi reddedebilecek de yoktur.)


Ve la yenfau zel ceddi minkel ceddü
Muhtarı Sihhada belirtildigine göre, bu hadisi şerifteki Ced, zenginlik manasınadır. O halde demek olur ki: "Allahım! Varlık şahitlinin varlığı, se­nin katında hiç fayda vermez. Faydalı olan salih amellerdir."


Sübhane Rabbiyel aliyyil alel Vehhab
(Rabbimi tenzih ederim. O yücelerden yüce ve şeriki olmaktan münezzehtir, çok bağışlayıcıdır.) iki kere okunur. Üçüncü seferinde şöyle okunur:


Subhane Rabbiyel aliyyil alel Kerimil Vehhab sübhaneke ma abednake hakka ibadetike
(Seni tenzih ederiz, sana layık hakiki ibadet ile ibadet edemedik.)


Subhaneke ma arefnake hakka marifetike
(Seni tenzih ederiz, seni layık oldugun şekilde bilemedik.)


Subhaneke ma zekernake hakka zikrike
(Seni tenzih ederiz, seni layık olduğun şekilde zikredemedik.)


Subhaneke ma şekernake hakka şükrike
(Seni tenzih ederiz, sana layık olduğun şekilde şükredemedik.)


Subhanallahil ebediyyil ebed
(Allahu Teala Hazretlerini tenzih ederim, ebedi Odur.)


Subhanallahil Vahidil Ahad
(Allahu Teala Hazretlerini tenzih ederim, sıfatında birdir, mahiyette ve hakikatte birdir. Yani, sıfatında ve hakikatte ortağı, benzeri yoktur).


Subhanallahil ferdis samed
(Allahu Teala Hazretlerini tenzih ederim, birdir ve uludur, bütün hacet­lerde ona kasdolunur.)


Subhanallahi Rafiıs semavati bigayri amed
(Allahu Teala Hazretlerini tenzih ederim, gökleri yükselten, direksiz ve dayanaksız tutan odur.)


Subhanallahi Basitil aradeyne bila sened
(Allahu Teala Hazretlerini tenzih ederim, yerleri dayanaksız döşeyen de odur.)


Suhhanallahillezi lem yettahiz sahibeten ve la veled
(Allahu Teala Hazretlerini tenzih ederim, O eş ve çocuk edinmemiştir.)


Subhanallahillezi lem yelid ve lem yüled ve lem yekün lehu küfüven ahad.
(Allahu Teala Hazretlerini tenzih ederim, hiç kimse ondan doğmamıştır, kendisi de kimseden doğmamıştır. Doğmaktan ve doğurmaktan münez­zehtir. Hiç kimse ona eşit olamamıştır.)


Subhanel melikil kuddüs
(Allahu Teala Hazretlerini tenzih ederim, öylesine bir padişahtır ki, her türlü ayıplardan paktır.)


Subhanezil mülki vel melekut
(Allahu Teala Hazretlerini tenzih ederim, mülk ve melekut sahibidir.)
Alemler iki cinstir: l- Zahiri alem, 2- Batıni alem.
Zahiri alemin üç adı vardır: Zahiri alem. Mülk alemi, Şahadet alemi. Batıni alemin de üç adı vardır: Batın alemi, Melekut alemi ve Gaib alemi.
Batın alemi 2 kısımdır: Birinci kısmına Allah Celle Celalühü, idrakine delil göstermemiştir.
"Gaibin anahtarları onun yanındadır. Onları, ondan gayrı kimse bilmez" (Enam, 59).
ikinci kısım ise, idrakine delil gösterilmiştir. Kıyamet, cennet, cehennem ve bunlarda olacak haller ki, Kuran ayetleriyle delilendirilmişlerdir. Alla­hu Teala, takva sahiplerine yol göstericidir. Onlar, gaibi tasdik ederler.


Subhanezil izzeti
(Allahu Teala Hazretlerini tenzih ederim, o izzet sahibidir.)


Vel azameti, Vel kudreti, Vel heybeti
(Azamet, kudret ve heybet sahibidir.)


Vel Celali vel Cemali
(Celal ve Cemal sahibidir.)
Lugatta Celal, ululuk, Cemal ise güzellik manasına gelir. Tasavvufta Celal, kahır sıfatlarından, Cemal ise lütuf sıfatlarından ibarettir.


Vel Kemali vel Bekai vessenai vezziyai
(Kemal, beka, sena ve ziya sahibidir).

Vel Alai ven nuamai
(Nimet sahibidir. Burada ala, ilanın çoğuludur. Nimet manasınadır.)


Vel Kibriyai vel ceberut
(Zatında ve sıfatında ululuk sahibidir.)


Subhanel melikil mabud
(Tenzih ederim o padişahı ki, mabudumdur.)


Sübhanel melikil vücud
(Tenzih ederim o padişahı ki, mevcuttur.)


Subhanel melikil halık
(Tenzih ederim o padişahı ki, bütün alemlerin yaratıcısıdır.)


El Hayyillezi la yenamü vela yemut
(O öyle bir padişahtır ki, daima diridir, uyumaz ve ölmez.)


Subbuhün Kuddüsün
(Her türlü noksanlıklardan ve ayıplardan paktır, münezzehtir ve uzaktır.)


Rabbüna ve Rabbül melaiketi verruh
(Celal ve azamet sahibi Rabbimizdir. Bütün meleklerin ve ruhların da Rabbidir.)


Subhanallahi velhamdülillahi
(Allahu Teala Hazretlerini her türlü ayıplardan ve noksanlıklardan ten­zih ederim. Hamd, ancak Allahu Tealaya mahsustur.)


Ve la ilahe illallahü
(Mabudu bil hak yoktur, illa Allahu Teala vardır.)


Vallahü Ekber
(Allahu Teala en büyüktür ve çok uludur.)


Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim
(Yüce ve azim olan Allahu Teala Hazretlerinin yardımı olmaksızın isyandan yüz çevirmek, ibadet ve taatte sebat ve karar etmek yoktur.)


AIlahümme entel melikül Hakkullezi la ilahe illa ente
(Allahım! Sen padişahsın, padişahlığa layıksın. Senden gayrı mabudu bil hak yoktur, illa sen varsın.)

Yorum Yaz